Özgürlüğün zihin dünyamızdaki bazı yansımaları

Özgürlükler üstüne her zaman çok şey ifade edilmiş olmasına rağmen ,bu kavramın bizatihi
kendisi üstüne karmaşa çıkabilmektedir. Ayrıca burada aktarılmak istenenlerin bile
kavramın kendisi üzerinde net bir görüş oluşturmadığı dikkat çekici olmaktadır. Aslında
sosyal bilimler tıpkı diğer bilimler gibi mevcut bir karmaşayı sistematik hale getirme
çabasıdır. Asıl olan ve yaşadıklarımız bu sistematik hale gelemeyişin kaotik bir
izdüşümüdür. Esas olan bir ölçüde kaos sürdüğü noktasında ele alınırsa düzenin daima bir
geçiciliği temsil etmesi de ayrı bir kavramsal olgu olarak karşımıza çıkacaktır.
Özgürlük kelimesinin sanırım en fazla teveccühe şayan olan kısmı bireysel
özgürlüklerden hareket eden yönüne atıfta bulunmaktadır. Bu bağlamda düşünülürse
özgürlüklerin önemi olmadığından hareketle anlam kazanacaktır ve bizzat kelime
özgürlüğün karşı duruşunu da içinde barındıracaktır. Spartaküsün Köle ayaklanmasından
şeyh sait kürt isyanına kadar bir dizi özgürlük arayışı temelde bu noktadan ve arayıştan
yola çıktığına şüphe yok.

Bireysel anlam ise özgürlüklerin daha çok zihin dünyasından hareket etmekte olduğunu
düşünmek bana daha anlamlı geliyor. İstek ve arzuların en temel noktadan en karmaşık
ilişkiye kadar istendiği an gerçekleştirebilme kabiliyeti ve potansiyeli bize “özgürlük”
kelimesinin kavramsal içeriğinin boşaltılması gibi geliyor. Bir dizi kurallar manzumesi
içinde olup da yokmuş gibi davranmak bunu da “özgürlük tanımı “ içinde tutmak sanırım
özgürlüğün karikatürü olurdu.

Zihinsel anlamda ise bunun taşıyıcısı olan bireyin düşünce planın da özgür oluşu ise
gerçekte özgür oluşun ilk adımı olsa gerek . Bu noktada düşünsel özgürlük kendi de dahil
olmak üzere bir çok sorgulamayı gerçekleştirebilme yetisini içinde barındırmayı zorunlu
kılmaktadır. Elbette düşünsel planda gerçekleşebilen bir özgürlüğün eylem yanı yada
muktedir olabilme gücü bulunmaz ise bir eksiklikten sözetmek mümkündür. Neden ve
niçin soruları aralarındaki bağlantılar bu noktada önem kazanır. Toplum ile aynı
düşüncelerin paylaşılması bu sorgulama sürecini kesintiye uğratır. Çünkü esas olan paralel
düşüncenin kırılması ve muhalif kimliğin sürdürülmesi noktası ağırlık taşımaktadır. Bir
çok özgürlük arayışının temelinde yatan olgu mevcut olanın değiştirilmesi için gereken
arayışları da barındırır. Gerçekten özgürce düşünen bireyin bu zihinsel sürecinde a priori
olarak kabul etmesi gereken unsur karşısındaki bireyin de aynı düşünceye sahip olduğu
varsayımı olmalıdır. Aksi halde özgürlük bulunduğu yeri bir hapishaneye çevirir. Türkçe
deyimle “ kendine Müslüman “ bir anlayışın bu fikriyat içinde yeşermiş olması
mümkündür. Özgürlüğün barındırdığı zihin dünyası keşfetmeye hazır, cüretkar olmalı
asla itaatkar olmamalıdır. Böyle bir zihinsel dünya içinde çok uzun yolculuklar vardır. Çok
uzun arayışlar vardır. Ama galiba bir varış noktası bulunmamaktadır. Belki de daha çok
aramaya hazır ,anlamaya hazır ve kavramaya açık ve tartışılabilen duru zihinlerin
oluşturduğu soyutlama düzeyidir. Özgürlük.

Bunun ise kişisel bir mutluluk yada kendinden menkul bir kavram olup olmadığı ise
yaşanan zihni süreç içinde kendiliğinden ortaya çıkar diye düşünüyorum. Nokta.

Kuvvet Lordoğlu 11.06.2008

Bir yanıt yazın