Hindistan da Olmak …

Her birimiz farklı ülkelere ,farklı şehirlere gitmişizdir. Elbette gidilmeye devam edilecektir. Bu ülkelerden biri de  Hindistan olabilir. Her zaman yabancı bir ülke sizin hayallerinizi bazen tatmin eder ,bazen bu hayallerin uzağında kalır.. Bu hayaller belki de  gittiğiniz yer hakkındaki düşünceleriniz ,size aktarılanlar yada gördükleriniz , okuduğunuz yazı çizi, resim veya bir müzik bile olabilir… Bunlar  o ülkeye varışınızdan itibaren ,bir araya gelir yavaş yavaş  canlanır gördükleriniz ile, hayallerinizi   karşılaştırmaya başlarsınız . İşte tam da bu noktada  Hindistan  için aktarılanlarla ve hayallerinizin tamamen dışında kalan bir ülke olarak  kafanızdan geçirin. Çünkü hayalinizin  ötesinde , algılarınızın  çok üstünde kısaca “ yok artık  “ denecek şeyleri görmeye  , işitmeye ve duymaya  hazır olun .

Neye benzediği veya benzemediği üstünde durmayın . Ben öyle yaptım. Orada yaşamak kısa bir süreliğine bile olsa kafamdakilerin önemli bölümünü hatta tümü silindi gitti.

Aslında belki de Hindistan da olmak hayal ile gerçeğin  çok yakın seyrettiği , ışık ile karanlığın iç içe olduğu , şaşırmak ile olağanlığın  paralel gidebildiği bir ülkede olduğunuzu kabul edebilirsiniz artık.

En zengin ile en fakirin bir arada olduğu , kalabalık kelimesinin bilinen anlamını kaybettiği  ölenler , ile yaşayanların yan yana olduğu son nokta da  her zaman benzer  bir kül parçası haline dönüştüğü, sonrasında geniş bir nehre atıldığı bir ülkede olduğunuzu yazın bir kenara ..

Tanrılarının  taşıdığı karakterlere göre sınıflandığı ,iyilik kötülük , keyif, cinsellik ve insana ait  olan yapılara büründüğü bir coğrafyada olmak .

En altta kalanların  “dokunulmazlar” olarak sınıflandığı sadece süfli işlerin onlara yaptırıldığı , buna karşılık dünyanın en zengin insanların  da aynı yerde yaşadığı  bir kıta burası. Öyle derin uçurumlar var ki ,görmeyi  ve bakmayı reddedersiniz.        

Bu ülkede  servetin oldukça çarpık biçimde dağıldığını gözünüzle izlersiniz . En üstteki %1’lik kesimin ulusal servetin %40’ına, en alttaki %50’lik kesimin ise sadece gelirin %6’sına sahip olduğunu istatistiklerden önce siz anlarsınız ve elbette görürsünüz.

Mihracelerin özel müzeleri, ordusu, toprakları ,otelleri ,araçları ve doğal olarak saraylarının olduğu bir ülkede olduğunuzun  farkına sonradan varırsınız.

Müslümanların , Hırıstiyanların  Yahudilerin  ayrı ayrı ibadetlerini yaptığı , ancak en çok çatışmanın Hindular ile Müslümanlar arasında olduğu ve kısmen sürdüğü bir ülkede olunca dini değerler üzerine düşünmeye başlarsınız.  Hatta Hinduizmin benzeri bir çok dini ayırımın olduğunu görüp hayret edebilirsiniz.

Barışın ,hakim olması için elinden geleni yapan sonunda bir Sih militanı tarafından katledilen Mamatha Gandi’nin ülkesindesiniz. Asası ile uzun yürüyüş yapıp pasif direnişi ezilen insanların direniş kültürüne  armağan edip ,  sömürgeci İngilizlere hayatı dar eden Liderin ülkesindesiniz.

Bütün canlıları değerli kabul eden, inançlarına göre onların öldürülmesine  hem dini referansla hem de  görüşlerine göre reddeden insanların yaşadığı bir ülkedesin olmanın  çelişkilerini yaşarsınız. Aklınızdan vejetaryan olmak bile geçer.

Bol baharatlı yiyeceklerle yaşayanların ,bazen de , hiç bir şey yemeden   yaşayan Sadu’larin ülkesindesiniz.  Bu ülke kendilerine vegan veya vejeteryan demeden ama buna uygun davranan insanların cenneti. Balık veya tavuk eti için bir kısıtlama olmadan yaşam devam   eder ,

Hayatın her alanına farklılığı yazı olarak, düşünce ve eylem olarak sokabilen bir ülke de olmaktır Hindistan  . Paralarının üstünde hem kendi dillerinden hem İngilizce yazılar bulunduran bir ülkede olmanın çok kültürlü yapısına biraz hayret biraz da gıpta ile bakarsınız.

Uzun tarihinde hiç bir ülkeyi işgal etmemiş , kölelik kurumunu hiç tanımamış olan bir ülkedesiniz.

 Uzun Hint tarihi çeşitli olaylarla bezeli . Son dönemlere bakarsak On altıncı yüzyılda uzun süreli Mogol istilası ardından Kolonici Avrupalıların bu zengin ülkeyi paylaşma  girişimleri olmuştur. Portekiz, Fransa ve ardından kalıcı olarak  İngiltere  1947 yılında bağımsızlık ilanına kadar bu zengin ülkeyi sömürge haline getirmiş. Ardından En büyük dini cemaat olan İslam ile Hinduizm kavgası bölünme ve kanlı bir parçalanma getirmiş. Kendilerine temiz anlamında Pak diyen Müslümanlar Pakistan ı kurmuşlar. En şiddetli ve gösterişli milliyetçilik güreşini  her akşam bayrak direğine kendi ulusal bayraklarını çekerken izlendiği bir ülkede olmak.. Kaz adımları ile yürüyen aynı ırkın aynı renkli  insanlarının ve izleyicilerinin coşkuları   patlamaya hazır bir bomba gibi her günün sonunda sınırda tekrarlanıyor. İslam ve Hinduizmin yıllar süren rekabeti sanki  hiç bitmeyecek bir kavganın tohumlarını serpmeye devam ediyor.

Hindistan çok büyük bir ülke Y.kemal’in  İstanbul için yazdığı şiirde olduğu gibi ‘sade bir semtini sevmek bile bir ömre bedel’ dediği ölçüde  , Hindistan ın bir bölgesini tanımaya çalışmak kapalı bir gözle filin bacağına dokunup ne olduğunu anlamak gibi zor . 28 Eyaleti bulunan dünyanın en büyük yüzölçümüne sahip  yedinci ülkesi ve nüfus açısından dünyanın en kalabalık ülkesinde bulunuyorsunuz. Hele bir de yapılan yolculuk on gün civarında sürüyorsa dokunduğunuz şeyin Filin bacağı mı ? yoksa başka bir şey mi olduğu konusunda  fikriniz bile  olmayacaktır. Delhi’den başlayan uzun yolunuz Agra, Jaipur,Puskar, Udaipur, Jothpur  ve Varanisi den geçip Delhi de son buldu. Belki de yeniden başladı bilinmez. Tren, Uçak, Deniz motoru ve  otobüs kullanarak yolculuk başlangıç noktasına döndü.

Bilinen öyküdür, Hızlı okuma kursuna gidip Tolstoy’un dev eserini okuyana kitap nasıldı ? diye sorulunca alına yanıt , olay Rusya ‘da  geçiyordu  dememek için  kalınan süreyi uzatmak yada bir daha  bir daha …Hindistan demek  gerekir.

Yazıyı  yine yolculuk üzere yazılmış Pessoa ‘nun bir şiiri ile bitirelim .

Yola çıkmak! Yitirmek ülkeleri!

Bir başkası olmak süresiz,

Yalnız görmek için yaşamaktır

Köksüz bir ruhu olmak!

Kimseye ait olmamak, kendime bile!

Durmadan gitmek, sonu olmayan

Bir yokluğun peşinde

Ve ona ulaşma isteği içinde!

Böyle yola çıkmaktır yolculuk.

Ama ben açık bir yol düşünden öte,

Bir şeye gerek duymuyorum yolculuğumda.

Gerisi sadece gök ve toprak.

(1933)

Fernando PESSOA

Kuvvet Lordoğlu

(*) Bu yazıya  28 Ekim -10 kasım 2024  arasında  Sevgili Özcan Yurdalan rehberliğinde gerçekleşen bir Hindistan yolculuğu kaynaklık etmiştir. 

Bir yanıt yazın