Neredensin,? Ben Burada Yanındayım…. Bir gazete yazısı ile bir kelebeğin ömrü arasında ilginç bir benzerlik var. Her ikisinin de ömrünün bir gün ile sınırlı oluşu kimi zaman aktarılmak istenenlerin kısa ve öz olmasını da gerekli kılıyor. İşte Göçmenlik üzerine birkaç kısa cümle ; Özellikle son yıllarda Türkiye’nin de dahil olduğu bir çok ülke yabancı göçmenlerin geçiş ve kalış ülkesi olma durumuna girmiştir.Nedenler her zaman farklıdır, ancak sonuçlardaki benzeşme şaşırtıcıdır. Gelişmekte olan bir ülkeden yola çıkanlar daha iyi yaşam koşullarına ulaşmayı kendileri ve aileleri için amaç edinmiş ve yola koyulmuşlardır. Yolculuğun başladığı yer bellidir. Ancak varış yerleri muhteliftir, yolculuk kimileri için varış yerinden çok önce sonlanır. Varış yeri her zaman gidilecek yer olmadığı gibi ,bazen de denizin ortasında dalgalarla boğuşmak, bazen de bir kamyon kasasında aç ve susuz kalmak olabilir. Kısaca Göçmenin yolculuğu kendisi ve ailesi için tam bir maceradır. Ancak bu maceradan geriye kalan sınırdışı edilmek yada çok kötü yaşam şartlarına rıza göstermek olarak görmek gerekir. Her ülkenin sınırlarını koruyan güvenlik mensupları her yıl artış gösteren ve ülkeye girmeye çalışan göçmenlerle mücadele alanlarını hem genişletmekte hem de çeşitlendirmektedir. Alınan her önlem ve yükseltilen her duvarın göçmen trafiğini bir sonraki seferi için azalma sağlamadığı gibi,tersine arttırmaktadır. Ayrıca göçmen trafiği bazı tacirler için bir kazanç kapısıdır. “İlk seferde başarısız olursan,aldırma ikincisini ve üçüncüsünü denemelisin.mutlaka oraya gireceksin .” Piyasanın kuralları her zaman açıktır. Risk ne kadar artarsa fiyat o kadar yükselir. İtalya ve Fransa için navlun 5000 eurodan başlar. Sonuç olarak yakalanan göçmenlerin sayısı buzdağının görünen kısmı kadardır. Batı’ya kapağı atanlar şimdilik güvendedirler. Kağıtsız olarak yakalanıncaya kadar. Sonrası belirsizdir.Hangi göçmen için yaşam belirlidir ki ? Türkiye’den Örnek vermek gerekirse ,2008-2012 yılları arasında yakalanan kaçak göçmen sayısı 225 bin civarındadır. Bu kaçak göçmenlerin aynı yıllar içinde sınırdışı edilenlerin sayısı 146 bin civarındadır. Kesin bir kanaat oluşturmasa da iki veri arasındaki kümülatif fark ülkede kalmaya çalışan göçmenlerin sadece bir bölümüdür. Bu rakamlara yasal yollardan ülkeye giren Suriyeli sığınmacılar ,çeşitli nedenlerle ülkede oturma izni alan 300 bin göçmen dahil değildir. Ayrıca ülkede yasal hiçbir izni olmadan kalanların sayıları hakkında bir fikir sahibi değiliz. Ancak özellikle ev ve yatılı bakım hizmetlerinde yoğun bir yabancı kadın göçmen işçinin çalıştığı tahmin ediyoruz. Bu alanda çalışan firma sayısı ne kadar fazla ise işin profesyonelliği hakkında fikir sahibi oluyoruz. Bütün bu veriler dahilinde Türkiye iş piyasalarının önemli ölçülerde yabancı göçmen emeğini talep ettiğini ve bu talebe dayalı bir göçmen emeğinden ve istismarından söz etmek mümkündür. Özellikle iş piyasaları açısından karşılaşılan sorun iki yanlı olarak ortaya çıkmaktadır. İlki yasal yollardan çalışma izni olmayan bir göçmenin çalışma koşulları yerli işçiye göre çok daha ağır ve maliyetlidir. Yasal koruma dışında kalmak bütün eksikliklerine rağmen göçmen işçiyi çalışma koşulları ve ücret yönünden işverenin vicdanına teslim etmektedir. Hiçbir işveren yerli işçiden daha ucuza çalışmak isteyen göçmen işçiyi kabul etmeme korkusu içinde değildir. Neden ve kimden korksun ki. ? Yakalanan ve ceza alan işveren sayısı İstanbul gibi bir kentte 2006 yılında 94 kişi idi. Ev içinde çalışan işçiyi fark eden olur mu? İkinci nokta göçmen işçinin emeğini ucuza satma niyeti yerli işçilerin mevcut ücret ve çalışma koşulları üzerinde ciddi bir baskı yaratmaktadır. Bu durum özellikle benzer yazgıyı paylaşan iki işçinin birbirini ihbar etmesi kadar çaresizlik ve korku içerir . İşçilerin örgütlü olma ihtimali çok zayıf kaldığı için aynı iş için mücadele veren ve ücreti düşürme yolu ile kendi kuyularını kazan bir yeni bir işçi kitlesi karşımızda durmaktadır. Öğretilen dünya görüşü de “gemisini kurtaran .. “ diye başlamıyor mu? Gelen işçilerin çok büyük kısmı komşularımızdan gelmektedir. Bulgaristan ve Gürcistan en çok giriş çıkış yapan ülkeler sıralamasında üst sıralardadır. Buradan gelen göçmen işçiler her işi yapmaya hazır ve ödenecek her ücrete rıza gösteren işçilerdir. Bu işçilerin zor durumlarından yararlanma sınıf bilincine sahip işçilerden beklenmez. Onlardan beklenen göçmen işçilerle dayanışma içinde olmak, ücret pazarlığı yapmamaları için onları ikna etmek olmalıdır. Daha düşük ücretten çalışmaya razı olmak hem kendileri için hem de o ülkenin işçileri için sefalet olduğunu aktarmak ,anlatmak çok zor biliyorum. Yerli işçileri örgütleyemeyen sendikaların göçmenlerle ilgilisinin sınırlı kaldığı bir ülkedeyiz. Bu nedenle belki de bir yüzyıl önceki slogana bugün daha fazla ihtiyaç var: Dünya işçileri Birleşin Kuvvet Lordoglu Klordoglu@gmail.com