MESS ve Birleşik Metal grevleri üzerine bir alıştırma…. Bir süre önce çalışma hayatı açısından önemli bir karar ortaya çıktı . 11 Şubat tarihinde DİSK e bağlı Birleşik Metal Sendikası üye işyerlerinin 28 inde grev kararı aldı . Ancak bu işyerlerinin 13’ünde grev oylaması yapıldı. Bu oylama sonucuna göre 6 sı grev kararına hayır 7 si ise evet dedi. Ayrıca 14 işyeri grev oylaması yapmaya gerek bile görmedi. Bu durumda MESS ile grup toplu iş sözleşmesine oturan Birleşik Metal sendikasına üye işçilerin toplamın yüzde 90 ‘ı yakında greve çıkmak üzere hazırlanıyor. İlk grev 22 mart tarihinde Eskişehir Doruk işyerinde uygulamaya konulacak. Grev kararına karşı MESS de 22 şubat tarihinde üye işyerlerinde lokavt kararı aldı. Sıradan okuyucu bu haberi nasıl değerlendirdi gerçekten bilinmez. Ama galiba yaşı biraz ortanın üstünde olanlar için Grev, Mess ve Sendika ve DİSK kelimelerinin yan yana gelişi bir iç kıpırtısı yaratabilir. Eski Maden-İş üyelerinin kendi yaşadıkları dönemle bu gün alınan grev kararını karşılaştırıp bir yorumda bulunmaları kuvvetle muhtemel . Ama galiba bu kısa yazı içinde tartışmayı istediğim konu bir karşılaştırma değil. Sonuç olarak değişimin yasası ileri doğru giderken, “hey gidi günler demenin “ çok fazla kıymeti olmasa gerek.geçmişten alınacak dersleri de unutmadan elbette. Sendikal yaşamın başlangıcı işçilerin sermaye gücünün karşısındaki örgütlenme ihtiyacından kaynaklandığını biliyoruz. Tek bireyin emek gücünün işverenin sermaye gücü karşısındaki zayıflığı ortak mücadeleyi önce meslek temelinde daha sonra sınıf temelinde örgütlü hale getirmiştir. Sendikaların kuruluş dönemi bu mücadelelerin de ortak tarihini oluşturmaktadır. Ütopik sosyalistlerden marksizme ve oradan günümüze yansıyan bir çok kuramsal sendikal çalışmanın temelinde bu ihtiyacın bulunduğu açıklanır. Sermaye gücü karşısında bireyin ekonomik ve sosyal haklarının güvence altına alınmasının kanla yazılan tarihi içinde işçi sınıfının bir çok kazanımı bulunmaktadır. Bu birlik ve ortaklaşa sınıf hareketinin bir süre sonra işveren cephesinde bir katkı yaratarak sendika adı altında örgütlendiklerini görüyoruz. Türkiye’den örnek verince altı işveren sendikasının 1961 de ilk kez bir araya geldikleri görülür.: Türkiye İşveren Sendikalar Birliği . Bu sendikalardan biri de MESS dir. Şimdi durup düşünürsek şöyle bir durum ortaya çıkmaz mı ? İşçi sendikası bireyin sermayenin gücü karşısında bir denge arayışı için kurulmuş ise , dengenin sermaye lehine yeniden bozulması işveren sendikası sayesinde olmaz mı? Bir işçi sendikasının farklı işyerlerinde üye kaydetmesi ve birlik oluşturması ile işverenlerin bir araya gelmesi sendika kurması ve sanki denk bir güç varmış gibi pazarlık etmesi sizce nedir? Bu sorunun yanıtı bize Birleşik Metal Sendikası ile MESS arasındaki uyuşmazlığının bir yanını açıklar…Ne dersiniz? Kuvvet Lordoglu
( Cumhuriyet 17.04.2011)