Akademik Yayın / Academic Publication

Türk Sendikal Hareketinin Özgün Kriz Alanları Var mıdır?

Are There Unique Crisis Areas in the Turkish Trade Union Movement?

Lordoğlu, K.ORCID iD

Giriş / Introduction

Sendikal alanda ve bu alanın dışında uzun bir süredir “en fazla” tartışma alanı olmaya mazhar kelime belki de bir kelime ile “kriz“ le özdeşleşebilmektedir. Kriz yada Bunalım kavramları ile anlatılmak istenen genel anlamda mevcut sistemin belli ki olumsuz unsurlar da taşıyarak “normal” durumun dışına taşınmasını ifade etmektedir. Bu bağlamda Türk sendikal hareketinin farklı kriz alanları bulunup bulunmadığı varsa bunların ne ölçüde özgün olduğu bu yazı çerçevesinde ele alınması amaçlanmaktadır. Gerek dünyada, gerekse Türkiyede; sendikaların krizi üye sayılarındaki azalma başta olmak üzere, bir çok olumsuzluğu içinde barındırmaktadır. “Sendikal kriz” daha çok olağan sayılabilecek bir durumdan geçici uzaklaşmayı çağrıştırmaktadır.

O zaman sendikal hareketin “olağan” sayılan kısa özelliklerine göz atalım. Sendikalar ve sendikalıların işçi sınıfı içinde çeşitli güçlüklere rağmen örgütleme çalışmalarını sürdürebilmeleri , Toplu pazarlık mekanizmaları sayesinde üyelerin hakları ve çıkarlarını korumak ve geliştirmek yolunda çaba sarfetmeleri , kamuoyunda çalışan sınıflara ait oluşabilecek bütün olumsuz kanaatlerin giderilmesine fiilen katkıda bulunmaları biçiminde özetlenebilir. Aslında yukarıda açıklanan sendikal alanın genel çerçevesinden sapmalar her dönem gerçekleşebilmekte, ancak bu ve benzeri olguların “kriz “ mahiyetini alması sorun alanlarının etki gücünün yükselmesi ve sürelerinin uzaması ile bağlantılıdır. Örnek olarak bir sendikanın yetki alamaması ve üyeleri için Toplu sözleşme yapamaması genel bir sendikal kriz değil ancak sendikaların önemli bir kısmına yayılması ve uzun sürmesi genel bir “kriz” mahiyetinde algılanmaktadır. Bilindiği gibi Krizin içerdiği anlam itibarı ile geçici bir durumu yansıtmaktadır. Bu durum bazen sürelerden bağımsız olarak dikkate alınabilir.

Türk sendikal hareketinin yukarıdaki örneğe uygun kriz içinde olduğu ifade edilebilir. Gerçi her zaman olağan bir durum olarak ifade edilenlerin de kendi içlerinde farklı krizleri barındırması mümkün olmaktadır. Ancak içinde bulunduğumuz son on senelik gelişmelerin Türk sendikal hareketinde ki genel olumsuzluğu giderek daha fazla yaygınlık kazandırması ve bu sendikal krizin tümü olmasa bile bazı nitelikleri ile karşılaştırıldığında Batı Ülkelerinde de benzer gelişmelere rastlanmaktadır.

Bu nedenle, Sendikal hareketin “kriz veya krizlere” neden olabilecek küçük, özgün ve belki de gözden kaçmış kimi alanlarına bu yazı çerçevesinde tartışmayı planlıyoruz.

Kaynakça

  • 1
    Özgıda-İş Sendikası 6. Olağan Genel Kurulu, 1998-2002.
  • 2
    Toker Dereli (1979), Türk Endüstriyel İlişkiler Sisteminin Makroekonomik ve Sosyal Sorunları, Endüstriyel İlişkiler, MESS Yayını.
  • 3
    Toker Dereli (1998), “Sendika–İçi Demokrasi”, Türkiye Sendikacılık Ansiklopedisi, Tarih Vakfı Yayını, İstanbul.
  • 4
    Bengü Dereli (1977), “Türkiye’de Sendika Demokrasisi”, İ.Ü. İktisat Fakültesi, İstanbul.
  • 5
    Abdülkadir Şenkal (1999), “Sendikasız Endüstri ilişkileri”, Kamu-İş, Ankara.
  • 6
    Erdinç Yazıcı (1993), Yeni Bir Dünyanın Eşiğinde Türk-İş ve Değişim, Sistem Yayınları, Ankara.
  • 7
    Cahuc, P. ve Zylberberg, A. (1996), Economie du Travail, De Boeck Université, Paris.
  • 8
    Birleşik Metal-İş, Petrol-İş, Kristal-İş, Lastik-İş Sendikalarına ait Ana Tüzükler.

Yayın Bilgileri